Aile

Nasıl Böyle Düşünür Anlamıyorum

Nasıl Böyle Düşünür Anlamıyorum

Nasıl Böyle Düşünür Anlamıyorum

Karşıdaki kişinin nasıl olur da böyle düşündüğüne anlam veremeyiz çoğu zaman. Nasıl olur da böyle düşünebilir deriz. Örneğin sağ düşünceli sol düşünceli, sol düşünceli de sağ düşünceli için “hiç anlayamıyorum nasıl olur da bir insan böyle düşünebilir?” diyor. Anlayamıyor ve anlam veremiyorlar çünkü empati eksikliği var.

Empati, kızılderelilere göre başkasının makosenlerini (ayakkabılarını) giymektir. Yani kendi gerçeğinden sıyrılıp, onun gerçeği ile onun düşünce biçimiyle onun yaşantı biçimiyle hayata bakabilmektir.

Empatide hak vermek zorunda değilsinizdir. İnsanların çoğu empati kurduklarında onlara hak vermek zorunda olduklarını düşünüp empatiden kaçabiliyorlar. “ne empati kuracağım onunla, adam mı ki o?” gibi yaklaşımlar sergileyebiliyorlar. Gıcık olduğumuz insanla empati kurup onu anlamak istemeyiz. Çoğu zaman istediğimiz tek şey haklılığımızı ispat etmektir. Halbuki empati herkesle kurulabilir.

Hırsızla, katille ve en sevmediğiniz insanla dahi empati kurabilir onları anlayabilirsiniz. Biraz önce söylediğim gibi onlara hak vermek zorunda değilsiniz. Çünkü empati sadece durumu anlama çabasıdır.  Hırsızı anlarsınız onu buna iten sebepleri, durumunu anlarsınız. Katili anlarsınız hangi duygu durumuyla bu işi yaptığına anlam verirsiniz. Gıcık olduğunuz insanın neden böyle olduğunu anlarsınız ve anlayınca sağlıklı bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Hak vermek zorunda değilsizniz.

Katil adam öldürmüş çünkü adam ona ters bakmış bunu anladığınızda katile hak vermezsiniz ama anlamış ve durumu sağlıklı bir şekilde değerlendirmiş olursunuz. Hırsız çalmış çünkü aç kalmış. Onu anlarsınız belki birazcık hak verirsiniz ama dersiniz ki keşke bu yöntem yerine başka bir yol bulabilseydi. Belki başka bir hırsız da sadece daha çok para elde edebilmek için bu işi yapıyordur. Onu da anlar ve ona hiç hak vermezsiniz. İnsanların niyetlerini anlayabilmek için onlarla empati kurmamız gerekir. Aksi halde görünüşe göre hüküm verirsek doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayıramamış oluruz.

Empati olursa herkes herkesi anlayabilir. Tartışma programındaki X kişisi karşıt görüşteki Y kişisini empati kurarak anlayabilir, anladıktan sonra hak verir veya vermez. Ancak iletişimde önemli olan anlayabilmektir. X kişisi Y için diyebilir ki; “Evet seni anlıyorum, şu nedenlerden dolayı böyle düşünüyorsun ancak benim düşünceme göre senin düşüncenin temelinde şu konularda yanlışlıklar olabilir. Bundan dolayı farklı düşünüyoruz” diyebilir.

Gerek televizyonda gerekse toplumda tartışan insanlara bakıldığında anlaşma amacıyla tartışmadıkları görünür. Bundan dolayı anlaşma imkânları da kesinlikle yoktur. Asıl olan niyettir. Niyetiniz karşı tarafı alt etmek kendi haklılığınızı ispat etmekse bir arpa boyu yol alamazsınız. Ancak niyetinizde “acaba anlaşabilecek orta bir yol bulabilir miyiz?” sorusuyla her iki taraf tartışmaya başlarsa o zaman birbirlerini anlama ihtimalleri artmış olur.

Gıcık olduğumuz insan bizim için “öteki” dir. “öteki” ile empati kurmayız, “öteki”ni anlamak istemeyiz.  Birçok kişi, trafikte araç kullanırken yandaki sürücü hatalı bir şekilde direksiyonu aniden önüne doğru kırdığında ilk tepkisi genellikle bağırıp çağırma belki de küfretme olabiliyor. Hatta bazen daha ileri gidip kavgaya ve belki de yaralanmalı veya ölümlü bir olaya dönüşebiliyor. Ölüme kadar gidebildiğine göre demek ki direksiyonu birinin önüne doğru kırmak namus meselesi veya ondan da daha ileri seviyede kötü bir olay olmalı diye düşünüyor insan.

Peki ya direksiyonu önünüze kıran kişi tanıdık çıksa mesela o kişinin babası veya can ciğer arkadaşı çıksa onunla da kapışmayı ve belki de öldürmeyi düşünür mü acaba? Korna çaldığınız kişi tanıdık çıkınca neden davranışımız bu kadar değişiyor? Çünkü tanıdık olmayan ötekidir ve ötekiyi anlamayız ve onun için bütün olumsuz yüklemeler beynimizde hazırdır. Tanıdık olunca ise hemen olumlu düşünce ağır basıyor. Tam bağırıp çağıracakken direksiyonu kıranın tanıdık olduğunu anlayınca birden “Aaa sen miydin? Ben de başkası zannetmiştim az daha kafasını kıracaktım.” Diyor. Ne değişti? Başkasının yanlış yapmaya hakkı yok ama tanıdık olunca hakkı var öyle mi?

Bir danışanım anlatıyor. Minibüse binmiş ve giderken minibüsçü teybin sesini çok açmış. Bu da şoföre sesin yüksek olduğunu söyleyerek kısmasını istemiş. Şoför de onu duymazdan gelmiş ve hiçbir şey yapmamış.

Danışanım diyor ki önce içimden şoförü dövmek geldi sonra da diğer yolcular seslerini çıkarmayıp sustukları için onlara öfkelendim. Baktım olacak gibi değil, bütün sinirimle beraber minibüsten indim. Bana daha önce dayısını çok sevdiğini anlatmıştı. Ben de ona dedim ki; eğer o şoför veya yolculardan biri dayın olsaydı yine ona sinirlenir miydin?

“Dayım yapmaz” dedi ama ben diyelim yaptı diye ısrar edince durdu sonra da “hayır ona kızmam, o beni dövse bile kızmam” dedi.

Kime kızarız? Ötekine…

 

Hakan METAN

Uzman Psikolojik Danışman

Aile

Daha Fazla Aile

  • Bedensel Hastalığı Olan Çocuklar

    Bütün çocuklar hayatlarının bir dönemlerinde gerek kendileri gerekse aileleri için sıkıntı doğuracak bir hastalıkla karşılaşma riskine sahiptirler....

  • Ergen Ailesi Olmak

    Ergenlik dönemi hem anne babalar hem de çocuklar için zorlayıcı bir dönem olabilir. Çocuklukla erişkinlik arası bu...

  • Çocuk ve Stres

    Ebeveynler olarak çocuk ve stres kavramlarını yan yana getirmeyi pek anlamlı bulmaz ve kabullenemeyiz. Hatta ne yazık...

  • Yaratıcılık Özellikleri

    Yaratıcı özelliğe sahip kişiler zihinsel hareketliliğe ve esnekliğe sahiptirler. Bu kişiler sorunlara yeni veya uygun yaklaşımlar bulabilirler...

  • Öğrenme Özellikleri

    Üstün veya özel yetenekli çocuk, çok çeşitli konularda derin ve yoğun bilgilere sahiptir. Öğrenmede hız ve derinlikleri...

  • Epilepsi – Psikiyatri İlişkisi

    – Epilepsi hastalığı nedir, hangi disiplinlerin ortak alanına girer? Epilepsiyi tanımlamadan önce nöbeti (seizure) tanımlamak gerekiyor. Nöbet...

Copyright © 2016 cocukveegitimi.com