Aile

Kaybetmenin Psikolojisi

Kaybetmenin Psikolojisi

Sevdiklerimizi kaybetmek bizi en çok yaralayan şeylerin başında gelir.  Her yitirdiğimiz ile bizim de bir parçamız eksilir sanki… Ondan sonra oluşan boşluk hiç dolmayacak diye düşünürüz.  Acısı hiç azalmayacak, hayat hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak gibi gelir.  Sadece ölümlerde değil biten ilişkilerde aynı süreci yaşarız.  Arkasından yas tutarız.  Hatta organ kayıpları bile birer kayıptır.  Peki kayıpların ardından ne yaşarız? Bununla nasıl baş eder zihnimiz?

Herkes yaşamın doğal gidişi içinde birçok kayıp ya da kayıp tehdidi ile karşılaşabilir. Yas insanın kayıplara verdiği doğal ve evrensel bir tepkidir. Yas tamamıyla doğal ve hatta gerekli bir süreçtir.

Yas süreci ve tepkileri hem kültüre hem de kişiye göre farklılık gösterir.  Ancak yas süreci bazen sağlıklı bir şekilde yaşanamayabilir ya da tamamlanamayabilir.

Kayıplardan sonra kişi ne yaşar?

Kayıba verilen, ruhsal ve/veya fiziksel sağlık sorunlarının da eşlik ettiği, anormal duygusal tepkidir. Patolojik yası anlamak için normal yası da anlamak gerekir. Genel olarak normal yas tepkisi şu şekilde gözlenir;

Kişi haberi duyduğunda ilk tepkisi şok ve inkar olur. Kaybın hemen arkasından yaşanan şok ve hissizlik dönemidir aslında.  Kişi bu süreçte olayı kabullenmek istemez ve inkar eder. Bu yüzden ölüm ya da kaza haberleri aldığında kişilerin ilk tepkisi “Hayır olamaz” şeklinde olur.

Sonrasında kızgınlık ve isyan süreci başlar.  Bu dönemde kaybeden kişiye özlem kızgınlıkla kendini gösterir, kişi her yerde kaybettiğini arar. Kişi öfke halindedir sürekli. “neden onun başına geldi” ya da “neden benim başıma geliyor” diye düşünür.

Daha sonra hayatın anlamsızlaştığı depresyon dönemi bekler kişiyi.  Kişi kendini büyük bir boşlukta gibi hisseder.  Ruh halinde düzensizlikler, yalnızlık duygusu, insanlardan uzaklaşma görülebilir.  Bununla birlikte ağlama, iştahın ve uykunun azalması, kayıptan önceki gibi iş yapamama görülebilir. Kişiye her şey boş ve anlamsız gelir.  Kişinin bunları ne düzeyde yaşadığı bireysel özelliklerine göre değişir.

Zamanla geçtikçe yavaş yavaş kabullenmeye başlar.  Kişi yaşanılan kaybı kabullenir ve onun yokluğuyla yaşamayı öğrenir.  Hayat eskisi gibi olmaz ama kişi rutin hayatını acı duymadan sürdürebilir durma gelmiştir artık.  Kişinin bu sürece gelmesi de genellikle bir ay ya da 40 günü bulur.

Bazen de bu süreç çok derin boyutta ve uzun süre yaşanır.  Bu birçok şeyden kaynaklanabilir ama neyden kaynaklanırsa kaynaklansın durup düşünülmesi gereken bir süreçtir.  Kişi de aşırı suçluluk hissi ve kendini suçlama, değersizlik hissi, yaşamın gereklerini uzun süre sürdürememe ve hatta intihar düşünceleri varsa bunlar psikolojik müdahale gerektiren bir duruma işaret eder.  Bunlar normal bir yas süreci değildir ve genellikle tedavi gerektirir.  Yardım alınmadığı durumda depresyon ve hatta intihara gidebilen bir durumdur.

Yas yaşanmazsa ne olur?

Kişinin kayıplardan sonra yas sürecini yaşaması çok önemlidir. Yasın tutulamaması kabullenmeyi engeller ve zaman için de birçok sıkıntıya yol açabilir.  Bizim toplumumuzda bazen “çabuk unutsun” diye uğraşılır. Eğer kişi olayı düşünmezse, onun için ağlamazsa daha kolay baş edeceği düşünülür.  Ama bu yaklaşımlar kişinin yasını yaşamasını engeller.

Yas bir nevi vedalaşmadır aslında.  Vedalar yaşanmadığında nasıl yarım kalıyorsa ve bittiğine inanmak zor geliyorsa kayıplarda yas da aynıdır.

Herkesin vedalaşmaya ihtiyacı ve hakkı vardır.

 

                                                                                                                             Evin GÜLDOĞAN

                                                                                                                      psikolog ve psikoterapist

 

 

 

http://evinguldogan.com.tr/

 

 

 

Aile

Daha Fazla Aile

  • Bedensel Hastalığı Olan Çocuklar

    Bütün çocuklar hayatlarının bir dönemlerinde gerek kendileri gerekse aileleri için sıkıntı doğuracak bir hastalıkla karşılaşma riskine sahiptirler....

  • Ergen Ailesi Olmak

    Ergenlik dönemi hem anne babalar hem de çocuklar için zorlayıcı bir dönem olabilir. Çocuklukla erişkinlik arası bu...

  • Çocuk ve Stres

    Ebeveynler olarak çocuk ve stres kavramlarını yan yana getirmeyi pek anlamlı bulmaz ve kabullenemeyiz. Hatta ne yazık...

  • Yaratıcılık Özellikleri

    Yaratıcı özelliğe sahip kişiler zihinsel hareketliliğe ve esnekliğe sahiptirler. Bu kişiler sorunlara yeni veya uygun yaklaşımlar bulabilirler...

  • Öğrenme Özellikleri

    Üstün veya özel yetenekli çocuk, çok çeşitli konularda derin ve yoğun bilgilere sahiptir. Öğrenmede hız ve derinlikleri...

  • Epilepsi – Psikiyatri İlişkisi

    – Epilepsi hastalığı nedir, hangi disiplinlerin ortak alanına girer? Epilepsiyi tanımlamadan önce nöbeti (seizure) tanımlamak gerekiyor. Nöbet...

Copyright © 2016 cocukveegitimi.com