Aile

Ergenlik Dönemi Ruhsal Özellikler

Ergenlik Dönemi Ruhsal Özellikler

Ergenlik çocukluktan erişkinliği geçişte oldukça uzun ve zorluklar ile dolu bir geçiş dönemi. Bedeninde tanımadığı kendisine yabancı ve bazen de ürkütücü olan fiziksel değişimler ile uğraşırken bir yanda da duygularındaki değişikliklerle uğraşmak ergeni hayli yorar ve bu yorgunluk çevresi ile olan uyumunu hayli bozabilir.

Kendisini çevresinde olup bitenleri ve dünyayı sorgulamaya başlayan ergen anne baba tarafından “bay/bayan negatif “ olarak görülmeye başlanır. Bizleri taklit eden önemseyen ve kolay ikna ettiğimiz çocuk gitmiş yerine itiraz erden eleştiren ve sorgulayan bir genç karşımızda durmaktadır. Aslında ergen kadar anne baba için de bu geçiş dönemine uyum sağlamak kolay olmaz. Değişiklikleri anlamakta zorlanan anne baba farklı yöntemlerle çözüm arama yoluna gidebilir. Oysa her anne baba genç olmuştur. Bu dönemlerden geçmiştir. Yaşarken anlamadıklarımızı sonradan anlamakta da hayli zorlanıyorum herhalde.

Ergenin duygusal tepkileri abartılı olabilir ve genellikle değişkenlik arz eder. Aynı olaya aynı tepkiyi vermeyebilir ergen. Ani duygusal değişiklikler yaşar. Sevincini öfkesini ve nefretini frenlemekte zorlayabilir. Hayata bakışı daha keskin ve tavizsiz olabilir. Eleştiri ne kadar severse eleştirilmekten de o kadar nefret eder. Nasihati hiç sevmez. Özellikle “bizim zamanımızda “ ile başlayan cümleler onu hayli sıkar. Kendi özelini keşfeder ve bunu paylaşmak istemeyebilir. Kendi dünyası kimseye anlatılmayacak kadar gizemli ve kutsal olabilir. Evde ses tonu yükselmiştir. Tepkilerinde aynı yükselmeyi fark edebilirsiniz. Saygı sınırlarını zorlayan bu reaksiyonlar karşı reaksiyon aldığında sinme yerine alevlenir.

 

Öyleyse ne yapacak ergenlik döneminde çocuğu olan anne babalar Bir yazarın dediği “ergenlikten daha zor olan bir ergenin anne babası olmak” sözünden yola çıkarak şapkamızı önümüze alıp düşünmeli ve hareketlerimizde kendimizi her zamankinden daha fazla kontrol etmeliyiz. Fevri davranışlarımız çocuğumuz ile ilişkilerimizi daha da zedeleyecek ve ev dışında kendini ispat etme çabasında olan genci riskli ortamlara atacaktır. Anne babanın çocuğu ile yanlış  davranışlarını dahi çekinmeden söyleyebileceği bir güven ilişkisi geliştirmelidir. Yani genç hiçbir şeyi anne babasından gizlememesi gerektiği düşüncesine sahip olmalıdır. Bu düşünce ancak çocukluktan itibaren sağlıklı ve güvenli bir ilişki modeli ile sağlanabilir.

Bazı anne ve babalar gençlik döneminin risklerinden korkarak bir kısmı da haklı gerekçelerle gencin yaşamında oldukça kısıtlayıcı olurlar. Oysa yasaklar ve kısıtlamalar genci bir noktaya kadar engelleyebilir. Önemli olan gence çevresinden gelebilecek riskleri öğreterek bilinçli bir özgürlük tanımaktır. Halbuki yaşam alanı fazlaca kısıtlanan gençler sırf anne babaya tepki olsun diye daha fazlaca riskli davranışlara girebilmektedirler.

Ülkemizde ruhsal sorunların erken tespitinde özellikle gençlerde çok ciddi sorular yaşamaktayız. Anne babalar gencin içinde bulunduğu ruhsal sıkıntıları anlamakta hayli zorlanmakta ve sorun ancak ciddi boyutlara ulaştığında yardım talep etmektedirler. Oysa ailelerin genci iyi gözlemlemeleri sıra dışı buldukları davranış ve duygusal tepkiler nedeniyle mutlaka danışmanlık almaları gerekir. Bunun için öncelikli olarak gençlerde gözlenebilecek ruhsal sorunlar hakkında ailelerin bilgi sahibi olmaları gerekmektedir.

ERGENLERDE DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)

Aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği ve sonunu düşünmeden eyleme geçme (dürtüsellik) belirtilerinden oluşan dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu çocukluk döneminde başlayan ancak ergenlik döneminde de şekil değiştirerek belirtilerin devam ettiği bir psikiyatrik sorundur.

DİKKAT EKSİKLİĞİ

Dikkat eksikliği olan ergenin dikkat süresinin kısa ve dikkat kalitesi yetersizdir. Dikkat sorunu olan ergenler aslında eğitim hayatlarının başlamasıyla birlikte öğrenmeye karşı ilgisizdirler. Ödev yapmayı sevmez, anne, baba ya da öğretmenin zoruyla ödev yaparlar. Ödevleri yapmakta hayli zorlanırlar. Çeşitli bahanelerle (tuvalete gitme, su içme gibi) sık sık masa başından kalkarlar. Televizyon karşısında yada yüksek sele müzik dinleyerek ders çalışırlar. Maymun iştahlıdırlar. Üzerlerine aldıkları bir işi bitirmekte zorlanır, bir işi bitirmeden başka işe geçerler. Aile ve öğretmenin desteği ile çocuğun zeka düzeyi de iyi ise orta okul seviyesine kadar sorun su yüzüne çıkmayabilir. Ya da aile sorunu fark etmeyebilir.  Ancak genellikle yaşın ilerlemesi ve ders yoğunluğunun artması ile başarı giderek düşer. Eğer ergenin derslerin alt yapısında da  sorun var ise iş daha da zorlaşır.

Dikkat sorunu olan ergenler unutkan olabilirler öğrettiğiniz ve iyi öğrendiklerini düşündüğünüz bir bilgiyi de çabuk unutabilirler. Unutkanlıkları günlük hayatta eşya kaybetme ve söyleneni unutma gibi zorluklara neden olabilir. Kendilerine uygun bir çalışma düzeni ve sistemi geliştiremezler. Yaşanan tüm bu öğrenme zorluklarına sınavlarda dikkatsizce yapılan hatalar da eklenir. Çok iyi bildikleri soruyu dahi basit halalarla yanlış cevaplayabilirler. Bazıları sınavları yetiştirme sorunu yaşarlar. Sonunda bilgileri ve bildiklerinden daha azı oranında not alırlar.

Dikkat eksikliği olan ergen ve ailesi arasında genellikle ergenin iyi organize olamaması zamanı iyi kullanamaması ve sorumluluk alma becerisindeki yetersizlikten kaynaklanan çatışmalar yaşanır.  Bu ergenler genellikle dağınıktırlar ve kurallardan hoşlanmazlar. Anne baba ve ergen arasında çatışma bazen aşırı derecede artar ve evin tüm huzuru bozulabilir. Anne babalar çocuğun bu zorluğunu genellikle sorumsuzluk ve dağınıklık gibi basit kelimelerle izah etmeye çalışır ve çözüm bulamazlar. Oysa dikkat eksikliği aslında kişinin yaşamının çoğu alanında organize olamaması sonucunu doğurur. Bu nedenle ergenin sabırlı ve anlayışlı bir organizatöre ihtiyacı vardır. Bağırıp çağıran eleştiren ve nasihat eden birine değil, organize olmasına yardımcı olan bir organizatöre ihtiyacı vardır. Ailenin ergen ile evde yaşadığı sorunlarda öncelikleri belirleyip ona göre yaklaşımlar sergilemesi gerekir.

AŞIRI HAREKETLİLİK

Hiperaktivite aslında tam anlamı ile kıpırtılı olmak demektir. Erken çocukluk döneminde hiperaktivite yaşıtlarına göre fazlaca hareketli çocuk anlamına gelir. Ancak yaş ile birlikte çocuğun hareketliliği giderek durulur. Ergenlik döneminde aşırı hareketlilik kıpırtılılık olarak yada en uç noktada aşırı ağır hareket etme (hipoaktivite) olarak devam edebilir. Artık  sınıfta dolaşın teneffüslerde koşuşturan ergenleri görmeyebilirsiniz. Sırada kıpırtılılık, sürekli konuşma ve hareketlerde biraz kontrolsüzlük sezilse dahi hiperaktif ergen eğer dürtüselliği yok ise yine de sosyal ortamlarda sorun yaşamayabilir.

DÜRTÜSELLİK

Sonunu düşünmeden eyleme geçme olarak tarif edilebilecek olan dürtüsellik ergenin sosyal uyumlarını bozan en ciddi belirti kümesidir. Sabırsızlıkları, sıralarını beklemekte güçlük çekmeleri ve yönergeleri dinlememeleri en önemli özellikleri  olan bu ergenlerle baş etmek oldukça güçtür. Kendileri ve çevresindekiler için zararlı olabilecek fevri hareketleri ve sınır tanımadaki zorlukları ileride gelişebilecek ciddi davranış sorunlarının ilk habercileri gibidir. Bu ergenler disipline olmadaki zorlukları nedeniyle kuralları sevmezler ve kurallara ve otoriteye karşı gelirler. Kendi düşüncelerine göre hareket etmeyi sever ve yeğlerler. Gençliğin enerjisiyle bütünleşen bu sorun ergenin aile ve okul ile sürekli çatışmasına neden olur. Ani öfkelenmeleri, düşünmeden karar vermeleri, tehlike ve macerayı sevmeleri, sabırsızlıkları ve isteklerini erteleme becerilerinin olmaması bu ergenlerin çevreleri tarafından bir baş belası olarak algılanmalarına neden olur. Riskli eylem ve hareketleri seven bu ergenler toplum için de sorun oluşturabilirler.

DEHB ALT TİPLERİ

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu dendiğinde yanlışlıkla sorunun sadece davranışlar ile ilgili dışa yansıyan kısmı akla gelir. Hiperaktif çocuk kavramı yalnız başına kullanıldığında bu yanılgıya düşülebilir. Oysa sorunun tıbbi adı tam olarak Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğudur. Aşırı hareketlilik kadar sorunun dikkat eksikliği boyut da düşünülmeli ve incelenmelidir. Bu nedenle DEHB üç ana başlıkta sınıflandırılmıştır.  Klasik anlamda DEHB dendiğinde üç belirtinin de var olması beklenir. Hiperaktivite ve impulsivite belirtilerinin ön planda olduğu dikkat eksikliği belirtilerinin daha az gözlendiği tipte ders başarı sorunu yaşanmazken, daha çok uyum sorunu yaşanır. Dikkat eksikliği belirtileri belirgin iken hiperaktivite ve impulsivite belirtileri daha az gözlenir ya da gözlenmez. Bu ergenlerde genellikle ders başarıları iyi değildir, ancak uyum sorunları yok gibidir. Bu nedenle genelde tedaviye geç getirilirler.

girl-15754_1920

 

BAŞLAMA YAŞI KIZ ERKEK ORANI

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu belirtileri genellikle 4-5 yaşlarında gözlenmeye başlar. Ancak çoğu çocukta okul dönemi ile belirgin hale gelir. Ancak belirtilerin mutlaka 7 yaşında önce başlaması gerekir. DEHB ’na erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık rastlanır. Erkek çocuklarda genellikle hipreaktivite ve impulsivite belirtiler ön planda iken, kız çocuklarında daha çok dikkat eksikliği belirgindir. DEHB her kültür ve toplumda görülen bir bozukluktur. Toplumda görülme sıklığı farklı araştırmalarda farklı sonuçlar elde edilmesine karşın yaklaşık %5-6 gibidir.

NEDENLERİ

Önceleri bu durumun ailenin hatalı eğitim metodlarından kaynaklandığı düşünülse de son 30 yılda yapılan bilimsel araştırmalar DEHB ’nin yapısal bir sorun olduğunu ortaya koymuştur. Son yıllardaki araştırmalar beyin kan akımı ve glikoz (şeker) metabolizmasındaki bozukluklar üzerinde yoğunlaşmıştır. Beyindeki bu fonksiyonel bozulmaya hamilelikte kullanılan ilaç veya toksik maddeler, annenin gebelikte geçirdiği infeksiyonlar, zor doğum, düşük doğum ağırlığı ve bebeğin geçirdiği Merkezi Sinir Sistemi İnfeksiyonları (menejit, ensefalit gibi) neden olabilmektedir. Günümüzde ise bozukluğun genetik geçişi üzerinde durulmaktadır.

TANIMA

Maalesef ülkemizde Çocuk Ruh Sağlığı Uzmanı sayısındaki yetersizlik ve ailelerin yeterince bilgiye sahip olmamaları bu çocuklardan önemli bir kısmının zamanında tanınma ve tedaviye alınmasını engellemektedir. Toplumumuzdaki hiperaktivite konusunda yanlış ve eksik bilgilerin tedaviyi engellemektedir. Halk arasında DEHB belirtileri yanlış bir şekilde üstün zekalı olma, şımarıklık, terbiyesizlik, tembellik ve huysuzluk gibi terimlerle izah edilmeye çalışılır. Bu nedenle farklı çözümler aranır. Anne babaların sürekli birbirlerini suçlayarak adeta sorunun nedeni ben değilim mesajını vermeye çalışmaları, ev içindeki huzuru bozarak ergene ulaşmamızı daha da güçleştirir. Başta eğitimciler olmak üzere çocukla ve ergenle ilgili her kesimin DEHB hakkında temel bilgilere sahip olması gerekir.

DEHB teşhisi klinik görüşme ile konur. Teşhisi destekleyici olarak çocuğun dikkat bozukluğu derecesini ve öğrenme gücünü ölçen testlerden yardım alınabilir. Ancak uygulanan hiçbir test klinik görüşmeden daha değerli değildir. Aileler genellikle teşhis için MR, EEG gibi tetkiklerin gerekip gerekmediğini merak ederler. Bu tetkiklerin DEHB ’nin teşhisinde çok ender bazı durumlar dışında yeri ve gerekliliği yoktur.

TEDAVİ

DEHB tedavisinin ilk şartı, aile okul ve hekim arasında sıkı işbirliği ve doğru bilgilenmedir. DEHB evde olduğu kadar okulda da sorun yaşanmasına neden olur. Öğrenmeyle ilgili sorunlar yanında arkadaş ilişkilerinde yaşanan sorunlar ve kurallara uyma güçlüğü aile ve okulun ortak ve sağlıklı yaklaşımlarıyla aşılabilir. Ergenle  olan ilişkimizi düzenleyebilmek için DEHB belirtilerini yanlış yorumlamamak gerekir. Ergenin davranışlarını ya da derslerle ilgili zorluğunu huysuzluk, yaramazlık ya da tembellik olarak yorumlayan anne babalar ergenle ilişkilerinin bozacak derecede sürekli ceza verme eğilimindedirler. Oysa bu ergenlerin çocukluklarından beri cezalardan pek anlamadıkları bilinmektedir. Tedavide ergenle yeniden sağlıklı ilişki kurabilmenin yolları aranır. Ailenin ergene yönelik tutumları gözden geçirilerek yanlışlar ayıklanmaya çalışılır. DEHB ’nun tedavisinde ilaçlar önemli yer tutarlar. Dikkat arttırmaya ve davranışların kontrol etmeye yönelik ilaç tedavisi uzun yıllardır kullanılmaktadır. İlaç tedavisinden elde edilen sonuçlar ergenin yaşı, zeka düzeyi, ailenin tedaviye uyumu ve sebatı gibi faktörlerden etkilenmektedir. Stimülan adı verilen uyarıcı ilaçların kullanılmaya başlamasıyla tedaviden elde edilen başarı oranı oldukça artmıştır. Stimülanlar; tedavideki başarıları yanında, güvenilir ilaç olmaları, çocuklarda bağımlılık yapmamaları ve yan etkilerinin az olması nedeniyle tercih edilirler. Ülkemizde psikiyatrik ilaç kullanımı konusundaki yanlış bilgilenmeler DEHB olan çocukların gerektiğinde ilaç kullanmalarını da engellemektedir. Ailenin yan etkilerden korkarak ilacı reddetmesi, tedaviyi geciktirmekte ve sonradan geri dönüşümü olmayan sonuçlar doğurabilmektedir. Dikkat eksikliği nedeniyle öğrenme güçlüğü çeken çocuklarda özel eğitim programlarının uygulanması gerekebilir. Olumsuz davranışların düzeltilmesi ve yerine olumlu davranışların konulması için çeşitli destekleyici ve davranışçı tedavi teknikler uygulanabilir.

ÇOCUĞUM DERSLERİNİ SEVMİYOR

Genellikle çocuğun okula başlamasıyla birlikte öğrenmeyle ilgili sorunlar ailenin gündemini işgal etmeye başlar. Aslında okul öncesi dönemde dahi dikkatli ve ilgili bir aile çocuğun yaşına uygun olarak öğrenip öğrenemediğini anlayabilir. Çocuğunun zor öğrendiğini fark eden ailelerin bir kısmı genellikle işi zamana bırakır, ancak derslerin ilerlemesiyle birlikte eğitimde geri kalan çocukları için harekete geçerler. Böylece sorunu anlama zamanı ergenlik dönemine kadar uzayabilir.

Zekası normal olduğu halde öğrenmede güçlük çeken ergenlerin başında dikkat bozukluğu olanlar gelir. Zor öğrenen ergenlerin önemli bir kısmını da öğrenme bozukluğu olan ergenler oluşturur. Bu durum maalesef dikkat eksikliği kadar dahi tanınmamaktadır. Öğrenme bozukluğu  çocuğun, öğrenmenin herhangi bir alanında zekası oranında başarı elde edememesi olarak tarif edilebilir. Yani çocuk normal zeka düzeyine sahiptir,  yaşıtlarında zeka olarak geri değildir. Yaşına uygun bir eğitim kurumunda eğitim gördüğü halde beklenenin çok altında başarı elde etmektedir. Öğrenme bozukluğu  okuma, yazma ve matematik gibi öğrenmenin belli alanlarında gözlenebilir. Örneğin matematikte çok başarılı olduğu halde, ergenin okuması çok geri olabilir. Önceleri disleksi olarak da bilinen okuma bozukluğu öğrenme bozuklukları içinde en çok bilinenidir. Okuma bozukluğu olan çocuklar yaşıtlarına oranla okumaya çok zor geçerler. Okurken sık sık harf hataları yapar, yanlış, eksik ve yavaş okurlar. Öğrenme bozukluğu  olan ergenler bu durum bilinmez ise kolaylıkla zeka geriliği varmış gibi değerlendirilirler. Bu nedenle öğretmenin ve ailenin tüm çabaları sonuçsuz kalabilir..

Öğrenme bozukluğu   tablosunu fark etmeyen aileler, ergenin derslerde zorlanmasını tembellik, isteksizlik, huysuzluk ve şımarıklık olarak algılar ve ergene baskı uygulayarak, zor kullanarak sorunu çözeceklerini sanırlar. Ergene uygulanacak her türlü baskı ve anlayışsız yaklaşım sorunu çözeceği yerde daha da içinden çıkılmaz bir hale getirir. Öğrenme bozukluğu olan ergenlerin önemli bir kısmının eğitim hayatları  erken teşhis ve tedavi şansları olmadı ise zorluklarla dolu geçer. Bir kısmı eğitimi yarıda bırakmak zorunda kalabilir.

Temel yanlışlık öğrenmeyle ilgili zorlukların nedenini başka yerlerde aramaktan kaynaklanmaktadır. Toplumumuzda çocukta yaşanan her türlü zorluğun anne babanın davranışlarından kaynaklandığı şeklinde yaygın ve yanlış bir düşünce hakimdir. Çocukta var olan ve nedeni anne-baba tutumuna bağlı olabilecek bazı duygusal sorunlar çocuğun dersleriyle ilgilenmesini engelleyebilir. Ancak bu durum belli bir zaman dilimini kapsar. Örneğin çocuk başarılı iken aile içindeki sorunlar sebebiyle başarısız hale gelebilir. Çoğunlukla bu durumu izah edebilecek aile içinde bir sorunun varlığını göze çarpar. Oysa dikkat eksikliği ya da öğrenme bozukluğu, belirtiler daha sonra ortaya çıkabilseler dahi, doğuştan itibaren var olan bir sorundur. Gerek dikkat eksikliği gerekse öğrenme bozukluğu çocuğun yapısal biyolojik bir sorunudur ve beyindeki öğrenme ve dikkat merkezlerinde işlev bozukluğuna bağlı oluşmaktadır.

Öğrenme bozukluğunun tedavisinde özel eğitim programları uygulanır. Ancak bu tedaviler çocuk psikiyatrisi uzmanları elinde ve gözetiminde yürütülmelidir. Aileler tedavi konusunda bilinçli olmalıdır. Bazen tedavi konusunda uzman olmayan kişiler tarafından yanlış yorumlar yapılabilmekte ve çocuğun eğitim hayatını ciddi derecede olumsuz etkileme pahasına aile tedaviden uzak durabilmektedir. Aileler bu nedenle hekimden detaylı bilgi alarak tatmin olmalıdır. Anne babalar zor öğrenen çocukları konusunda mutlaka nedeni öğrenmeye yönelik çaba sarf etmelidirler. “Zamanla geçer, zamanla zihni açılır ya da dersleri sevmiyor ne yapabilirim?” gibi yaklaşımlar kendimizi aldatmaktan başka işe yaramaz.

Öğrenme bozukluğu erken teşhis ve tedavi edilmesi gereken bir sorundur. Ergenliğe kadar çocuğun bir çok temel bilgiyi edinmesi beklenir. Oysa öğrenme bozukluğu bu bilgilerin sağlıklı edinilmesini zorlaştıran bir durumdur. Ergenin zorlandığı alanların tespit edilmesi ve eğitimlerinin öğrenme becerilerinin iyi olduğu alanlara kaydırılması gerekmektedir. Öğrenme bozukluğu yaşayan ergen kendi durumunun farkındadır. Niçin zor öğrendiği bazı derslerde neden zorlandığı sorusunun cevabını arar. Bazen kendini aptal geri zekalı gibi dahi hissedebilir. Buna bir de yıllarca süren başarısızlıkları ve çevresinden aldığı olumsuz mesajlar eklenince kendine güveni olmayan bir ergen çıkar karşımıza.

Prof.Dr.Mücahit Öztürk

Bu yazı yazarın izni ile http://www.mucahitozturk.com ‘den alınmıştır.

Daha Fazla Aile

  • Bedensel Hastalığı Olan Çocuklar

    Bütün çocuklar hayatlarının bir dönemlerinde gerek kendileri gerekse aileleri için sıkıntı doğuracak bir hastalıkla karşılaşma riskine sahiptirler....

  • Ergen Ailesi Olmak

    Ergenlik dönemi hem anne babalar hem de çocuklar için zorlayıcı bir dönem olabilir. Çocuklukla erişkinlik arası bu...

  • Çocuk ve Stres

    Ebeveynler olarak çocuk ve stres kavramlarını yan yana getirmeyi pek anlamlı bulmaz ve kabullenemeyiz. Hatta ne yazık...

  • Yaratıcılık Özellikleri

    Yaratıcı özelliğe sahip kişiler zihinsel hareketliliğe ve esnekliğe sahiptirler. Bu kişiler sorunlara yeni veya uygun yaklaşımlar bulabilirler...

  • Öğrenme Özellikleri

    Üstün veya özel yetenekli çocuk, çok çeşitli konularda derin ve yoğun bilgilere sahiptir. Öğrenmede hız ve derinlikleri...

  • Epilepsi – Psikiyatri İlişkisi

    – Epilepsi hastalığı nedir, hangi disiplinlerin ortak alanına girer? Epilepsiyi tanımlamadan önce nöbeti (seizure) tanımlamak gerekiyor. Nöbet...

deneme aşamasında

Copyright © 2016 cocukveegitimi.com