Gelişim Bozuklukları

Çocuklarda Yürütücü İşlev Bozuklukları

Çocuklarda Yürütücü İşlev Bozuklukları

Yürütücü işlevler insan beyninin en üst düzey işlevlerindendir. Bu işlevlerden davranış kontrolü tümünün üzerinde ve en önemli basamak olarak kabul edilmektedir. Bütün işlevler birbirleriyle son derece ilintili olduğundan bir bütün olarak ele alınmalıdır. Her alan diğerini etkilemektedir.

Yürütücü işlevler beynimizdeki prefrontal kortex denen bölgenin bir fonksiyonudur. Yürütücü işlev bozukluklarında bu bölgenin işleyişinde bir sorun oluşmaktadır. Bu bölgede fonksiyonel bozulmaya yol açan başta DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU olmak üzere ÖZGÜL ÖĞRENME BOZUKLUKLAR ında ve DEPRESYON da belirgin yürütücü işlev bozuklukları gözlenmektedir.

İŞLEM HIZINI AYARLAMA ZORLUĞU: Zaman yönetiminin iyi olmaması halidir. Başladığı bir işi vaktinde bitirememe, zamanı ayarlayamama, aşırı oyalanma olarak kendini gösterir. Çoğu işi oyalanarak yaparlar. Bu çocukların sabah evden çıkmaları çok uzun sürer. Sıklıkla servisi kaçırırlar. Ödev yapmaları uzun süre alır. Sınavlarda süre sorunu yaşarlar. Zamanı iyi kullanamazlar. Özellikle çok sorulu sınavları yetiştiremezler. Günlük etkinliklerini tam olarak bitiremezler. Bu durum anne babalar tarafından uyuşukluk, tembellik olarak isimlendirilir. Evde yoğun çatışmalara neden olur. Sürekli .

ODAKLANAMAMA: Odaklanma süresinin çok kısa olmasıdır. Çok güç odaklanırlar. Odaklandıklarında ise süre çok kısadır. Hemen farklı bir düşünce ve eyleme geçerler. Bu durum öğrenme ve iş üretme kalitelerini çok azaltır. Verimlilikleri çok düşer. Ders çalışmak için masanın başına otururlar. Ancak ya hemen bir bahane ile masadan kalkarlar ya da masa başında ders dışında bir şeyle meşgul olmaya başlarlar. Bu durum üretkenliklerini azaltır, başarılarını düşürür.

DİKKATİ SÜRDÜREMEME: Çevresel etkenler, uyaranlar (ses, ışık, görüntü) ile dikkatleri çok kolay dağılır. Bazen hiçbir uyaran olmadan da zihindeki düşünceler İle dikkatin dağılması söz konusudur. Sınıfta küçük sesler ile dahi dikkatleri dağılır. Sürekli çevrede olup bitenlerle ilgilidirler. Arkadaşlarının konuşmalarına hemen katılır ve uzak bir noktadaki arkadaşına laf atar ya da ona cevap yetiştirebilirler. Sessiz kalanlar ise derste anlatılan bir konuda geçen söz ya da eyleme takılıp farklı düşüncelere dalarlar. Dersi dinleme yerine hayal kurar, konu dışı şeyler düşünürler.

OKUMA SORUNLARI: Bir şey okurken en önemli özelliğimiz okuduğumu metni gözümüzle takip edebilmemizdir. Gözleriyle metni iyi takip edemeyenler okurken kelimeleri yanlış okuyabilir harf, hece, kelime hatta satır atlayabilirler. Böylece okuma kaliteleri bozuk olur. Okuduklarını anlamakta da zorlanırlar. Bu çocuklarda okuma kalitesinde sorun gözlenir. Sonuç olarak da okuduklarını anlamakta zorlnırlar.

UYANIKLILIK HALİNİN DÜZENLENEMEMESİ: Uyanık kalmak öğrenmenin temel şartlarındandır. Uyanık olduğunuz sürece kaliteli öğrenebilirsiniz. Uykulu hallerde bilişsel fonksiyonlarınızın da dinlemeye geçer ve öğrenmeniz azalır. Uyanıklığı sürdüremeyenler özellikle zihinzel çabayı gerektirecek, dinleme, okuma, ders çalışma gibi etkinliklerde hemen uykulu bir hale geçerler. Kitap okuduklarında, ders dinlediklerinde ve ders çalışmaya başladıklarında kısa süre sonra uykuları gelir. Bu hal kişinin uykusuz olması ile izah edilemez. Masanın başından kalktıklarında, ders bitip teneffüse çıktıklarında bu uykulu olma hali hemen üzerlerinden kalkar.

ÖNCELİKLERİ BELİRLEYEMEME: Günlük hayatta işlerimizin mutlaka bir önem sırası vardır. Bu önem sırasına göre işlerimizi yapmaya çalışırız. Böyle olmaz ise başarıyı yakalamak mümkün değildir. Öncelikleri belirleyememe sürekli erteleme sonucunu doğurur. En önemli işler bile daha vakit var denerek ertelenir ise sonuçta bu işi yapmaya hiç vaktimiz kalmayacaktır. Bu çocuklar örneğin, okul ödevlerinden hangisinin en önce yapılması gerektiğini kavrayamazlar. Yarın sınav var iken, 10 gün sonraki ödevi yapmaya çalışırlar. Önemli ödevleri sürekli daha sonra yaparım diyerek ertelerler. Son ana gelindiğinde de yetiştiremezler. Anne babanın verdiği görevleri de sonra yaparım diyerek savsaklarlar. Bu durum evde tartışmalara neden olur.

ORGANİZE OLAMAMA: Yapacağımız işleri, zamanı, yaşadığımız mekânı, yani kısacası durumu ve zamanı organize temek işlerimizi çok kolaylaştırır. Tabiî ki, yaşamımızın her anında ve her alanda organize olmayı sağlamak mümkün değildir. Ayrıca buna gerek de yoktur. Zaman zaman daha rahat davranmak plansız bir şeyler de yapmak insanı gerginlikten kurtarır ve dinlendirir. Ancak, ciddiye aldığımız her konu ve alanda organize olmak basit de olsa bir plan yapmak zorundayız. Bu bize kısa sürede daha kaliteli iş üretme imkânı sağlar. Ders çalışan bir öğrencinin en azından eve geldiği saatten yatıncaya kadar ki zamanı o gün planlaması gerekir. Hangi derse çalışacağını, hangi derse ne kadar süre ayırması gerektiğini, akşam izlemek istediği maçın onun kaç saatini alacağını bilmelidir. Yarın okula hangi kitapların gideceği, evden gidecek malzemeler bir gün önce hazırlanmaz ise sabah unutulması muhtemeldir. Dağınık bir odada üzerinde her şeyin bulunduğu bir masada, gerekli malzemelere ulaşmak zaman alacak ve vakit kaybına neden olacaktır. Dağınık bir oda çocuğun dikkatini de dağıtacak ve odaklanma sorununu artıracaktır. Her yemek sonrası dişlerini fırçalama planlaması yapmayan bir çocuğun diş fırçalamayı erteleyip, sonunda da unutması doğaldır. Hepimizin olduğu gibi çocuklarımızın da gün içinde rutin hale gelmesi gereken davranışları olmalıdır. Bu planlama daha küçük yaştan itibaren çocuklara davranış kalıbı olarak öğretilmelidir. Yemekten önce ve sora el yıkanır, yatmadan önce dişler fırçalanır, akşam okul çantası hazırlanır, ödevler bitmeden bilgisayar başına geçilmez vs gibi.

ENGELLENMEYE TAHAMMÜLSÜZLÜK ve STRESLE BAŞA ÇIKMA ZORLUĞU: Stres yaşamın doğal bir parçasıdır. Stres kısa süreli gerginlikler oluşturabilir. Ancak onun tüm yaşamımızı esir almasına izin veremeyiz. Bizi gergin yapan yaşam olayları ile karşılaştığımızda, kaygıyı kontrol eden zihinsel süreçlerimiz devreye girer ve alternatif çıkış yolları bularak rahatlarız. Stresin etkilerini yönetemeyen çocuklar çok kolay kriz dönemleri yaşarlar.  Ağlama, öfke ve huysuzluk nöbetleri olur. İstedikleri yapılmadığında ya da engellendiklerinde tepkileri aşırı olur. Engellenmeye karşı duramayan bir grup çocuk ise bir zorlukla karşılaştıklarında çabucak vazgeçer ve geri adım atarlar. Bu durum mücadele güçlerini yok eder.

DUYGULARI KONTROL ETMEKTE GÜÇLÜK: Gerek çevresel etkenlere gerekse içsel nedenlere bağlı duygu iniş çıkışları yaşamamız doğaldır. Ancak duygularımı uçlarda yaşamamak için kendimizi kontrol etme mekanizmalarımız da mevcuttur. Duygularını kontrol edemeyen çocuklar çabuk öfkelenirler, öfkelerinin dozunu ayarlayamazlar. Basit şeylere abartılı duygusal tepki verebilirler. Bu durum evde ve okulda sık sık krizlerin yaşanmasına neden olur. Öfke kontrol sorunları sözel ve fiziksel saldırganlığın en başta gelen nedenlerindendir.

TEDAVİ: Uyarıcı ilaçların yürütücü işlevler üzerine olumlu etkileri kanıtlanmıştır. Dikkat üzerine olumlu etkileri nedeniyle dikkat kalite ve süresini artırırlar. Unutmayı azaltır, planlama ve organizasyon becerilerini artırırlar.

Prof.Dr.Mücahit Öztürk

 

 

 

 

Bu yazı yazarın izni ile http://www.mucahitozturk.com/ ‘den alınmıştır.

Gelişim Bozuklukları

Daha Fazla Gelişim Bozuklukları

Copyright © 2016 cocukveegitimi.com